öncelikle ben de çoğu kişi gibi bu yolculuğa şeker oranı bardağın 3/2'sini oluşturan hazır kahvelerle başladım. en sevdiğim de sütlü köpüklü oldu hep. hem öğrencilikten, hem yurtta kalmamdan hem de genel olarak tatlı bir şey olmasından dolayı beni uzun süre memnun etti. ta ki granül kahvenin o ayıltıcı gücüyle tanışana kadar... böyle deyince yazı boyunca granül kahve falan övecek gibi oldum ama vallahi öyle değil :D neyse, o acı zemberek kahveyi de içince çok sevdim, hatta malum markanın gold adı altında bir tık daha fazla kahveye benzeyen çözünebilir kahvesi vardı. o favorimdi işte. ona süt ekleyip içmeler de beni uzun süre götürdü. ta ki ben üniversiteye geçip, filtre kahve diye bir şeyin varlığından haberdar olana kadar. işte 'asıl kahve' ile tanışmam tam 19. yaşımda gerçekleşti. o ilk tadımda buram buram aldığım tazelik, aynı zamanda beynime zınk diye işleyen kafein, hafif acılık ama asla granüldeki gibi ağzı büzenden olmayan türden...
uzun bir süre hem diğer seçeneklerine göre ucuz olmasından, hem de biraz tereddüdümden sade filtre kahve ile yetindim. ama içimdeki o meraklı ruh asla susmuyordu. sonunda cesaret edip latte ve diğer espresso bazlı kahvelerle tanıştım. bu sürecin sonunda en sevdiğim kahve ne diye sorulsa, şüphesiz flat white derim. çünkü öyle bir kahve ki, ne americano kadar sert, ne de latte kadar yumuşak. tam ortası. en alttan en üst tabakaya bu süreçte ulaşıp birçok farklı yerde farklı demleme usulleriyle kahveler içtim. üçüncü nesil demleme yöntemleri denilen aeropress, hario v60, chemex ve daha adını bilmediğim birkaç farklı türleri henüz keşfetme şansım olmasa da genel bazda standart kahveciliğe hakim olduğumu, en azından ev ortamında her birimizin kolayca kullanabileceği yöntemleri bildiğimi düşünüyorum.
bu nedenle, kendi kullandığım ürünlerin resimlerini de iliştirerek demleme yöntemlerine, tadlarına göre her birini ayrı ayrı değerlendirip eğer herhangi birini almak istiyorsanız da size fikir vermesini istiyorum. hazırsak ilk ve bence en basit yöntemle başlayabiliriz.
french press:
kendisi beni gerçek kahveyle tanıştıran, yurtta hayatımı kurtaran bir numaralı alet olabilir. hem demleme kolaylığı, hem de bu kolaylığa rağmen gerçekten başarılı bir sonuç vermesi çok güzel.
+ucuz ve kullanımı basit
+artık her yerde satılıyor
+fazla yer kaplamıyor
+elektrik, ocak vs derdi yok
-tat olarak çok ortalama, tam kahve tadı almak istiyorsanız pek uygun bir tercih olmayabilir
-süzgeç kısmının bozulma olasılığı yüksek, üç kez french press değiştirdim
-bardağınızda kahve kalıntısı kalması rahatsız edebilir
filtre kahve makinesi (drip coffee):
korona ilk başladığında eve tıkıldığımızda dedim ki madem evdeyiz ve bu kısa süreliğine değil, o halde bari adamakıllı kahve demleyip içeyim de stresimi alsın. o zamana göre uygun sayılabilecek fiyata almıştım ama şu an uçmuş. marka adına çok güzel şeyler yazamayacağım, başta kendisinden çok çektim çünkü. karaca olmasına güvenerek ve yorumlarından da yola çıkarak almıştım. ama başta (1 ay kadar sürdü) öyle kötü plastik kokusu yaptı ki o kokunun başımı ağrıtmasından kahvenin tadını alamıyordum. neyse ki sonradan düzeldi ama travma mı kalmış nedir hala pek elim gitmiyor bunda kahve demlemeye. arada, gerçekten sert kahve içmek istediğimde ölçüsünü bir dolu kaşık koyarak yapıyorum, oluyor.
+kahve tadını baskın olarak alabiliyorsunuz
+yaklaşık bir saat kadar sıcak tutma özelliği var
+hızlı ve kolay bir yöntem, french press kadar olmasa da
+bu üründe kendisinden filtre var (bazı makinelerde ekstradan kağıt filtre almanız lazım)
-özellikle bu ürün max üç küçük fincan kahve demliyor, evde benden başka içen yok zaten derseniz ısıtma özelliği bile kullanışsız oluyor ama boyutu ideal
-bu ürün başta ağır plastik kokusu yapıyor
-pahalı
-ben kahveyi sıcak içmeyi severim ama yanmasın diye olsa gerek, bir tık ılık oluyor bence
-elektrik, parçalarını yıkama vs derken meşakatli bir süreç olabiliyor
moka pot:
gerçekten benim filtre değil espresso insanı olduğumun kanıtı. kendisiyle tanışalı bir ay anca olmuştur ama öyle seviyor ve sık kullanıyorum ki, öve öve bitiremeyebilirim.. kendisi basınç yöntemiyle, aslında eski usul kahve demliyor ve tam olarak espresso olmasa da ona en yakın kahveyi çok kısa sürede ortaya çıkarıyor. üzerine sıcak su eklediğinizde americano, süt eklediğinizde köpük vs oranına göre latte, cappucino, flat white ve aklınıza gelebilecek her türlü espresso bazlı kahveyi yapabiliyorsunuz.
+kahvenin tadını güzel ve net alabileceğiniz yöntemlerden biri
+pratik
+taşınabilir, özellikle kamplarda vs epey kullanışlı
-ateşe ihtiyacınız var
-kahveyi bastırma, hava kanalını kapama gibi durumlarda patlama riski var (bu biraz gözümü korkutmuştu hatta ilk yaptığımda uzak duruyodum bayağı hahasd ama dikkat ederseniz bi şeycik olmaz)
-kendisi için çekilmiş kahveyi online olarak bulmak biraz meşakkatli
-french press'e göre pahalı, makineye göre ucuz
cold brew (soğuk demleme):
bu yöntem gerçekten yazın hayat kurtarıyor. normalde kahveye buz atıp içince kahve sıcak suyla demlendiğinden asiditesi yüksek oluyor ama bu şekilde uzun süre (min. 18 saat) soğuk suda bekleyince daha yumuşak içimli ancak yoğun bir kahve elde ediyorsunuz.
+tadı gerçekten çok güzel
+yapımı gayet basit
+üzerine su eklenip konsantre olarak kullanılabilir
-fazla kahve gidiyor, bu nedenle pahalı
-epey beklemek gerekiyor
bu yöntemlerin dışında sizin de bildiğiniz gibi instant kahveler ve türk kahvesi var. ben ara sıra türk kahvesi yapsam da granül kahveyi epey azalttım. çok acil kahve içmek istediğimde, gerçekten vaktim olmadığında vs granül kullanıyorum. bunların dışında kullandığım kahveler sürekli değişiyor. sürekli aynı markadan almıyorum yani. bu zamana kadar çeşitli ürünler denemişimdir. ama filtre kahvede genel olarak tchibo, biraz cep yaksa da davidoff, jacobs falan kullanıyorum. starbucks çevremde olsaydı muhtemelen ondan da alırdım çünkü yılbaşı özel olmak üzere farklı kahvelerini deneyip çok beğenmiştim. moka pot içinse kahve serüvenim biraz daha farklı oldu. önce şu farklı tadım seçenekleri sunan çeşitli kahveden aldım:
reklam sanabilirsiniz ama yemin ederim değil, sadece genel olarak kullanıp beğendiklerimi, fikir olması açısından sizinle paylaşmak istedim :) bu markadan ilk kez sipariş vermiştim. şu ana kadar guatemala hariç hepsini denedim. aralarından kesinlikle en sevdiğim good fellas blend oldu. hangi kahve türlerini blend etmişlerse müthiş bir aroması, tadı vardı. onun dışındaki ikili için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. ne çok beğendim ne de beğenmedim. öyle ortalama bence. ayrıca paketlemeleri, kahveleri içine koydukları kutunun güzelliği hakkında çok şey söylemek istiyorum ama cidden yetmez. aşırı beğendim, çok orijinal duruyor asla atamam. bu kadar yazdıktan sonra kapanışı nasıl yapacağımı bilemedim.. umarım bu yazıyı okuduktan sonra aklınızda nasıl bir demleme yöntemi istediğiniz daha da şekillenmiş, bir nebze de olsa görüşlerim işinize yaramıştır. ben bu konuda uzman vs. değilim ama bence iyi bir tüketiciyim. bu işler biraz daha deneme yanılma yöntemleri ve kullanılan markalar da çok önemli bir rol oynuyor. ileride alırsam kapsül makine yerine direkt espresso makinesi almak istiyorum. kapsül makineler de hoş olabilir ama sürekli ona kapsül aramak, geri dönüştürülemediğinde ortaya ayrı bir çöp çıkarmak pek hoşuma gitmiyor. çevreyle ilgili bir yazımda bu konuyu daha detaylı konuşuruz zaten :)
soru, görüş ve önerilerinizi yazmayı, genel olarak bu post ile ilgili ne düşündüğünüzü paylaşmayı unutmayın, bu beni çok memnun eder. sağlıklı ve kahveli güzel günler dilerim!





0 Yorumlar