merhabalar, bugün sizlere mart ayında neler izlediğimi ve onlar hakkındaki oldukça kısa görüşlerimi aktarmaya geldim! bir değişikliğe giderek, ay sonu değerlendirmesi olarak bütün bir kategori yapmak yerine bu tarz bölümler halinde yayınlamanın daha iyi olacağını düşündüm. umarım keyifle okursunuz~


diziler




 welcome to waikiki 2

ilk sezonunda kahkahalardan kırılmıştım ama yine de bazı yerleri çok recep ivedik misali gelmişti sinirim bozulmuştu. ikinci sezonda oyuncular değişmiş ama jun ki aynı kalmış, ki bence en önemli etken de oydu benim gülmemde. ayrıca start up ile tanıdığım seung hoon da dizideydi, benim için çok büyük bir artı. bu sezonu ben beğendim, özellikle yu ri karakteri çok tatlıydı, jun ki bildiğimiz gibi aynı tas aynı hamam 😊 sanırım hoşuma gitmeyen, daha doğrusu bir noktadan sonra çok mızmızlanan, eli hiçbir iş tutamayan, buna rağmen woo shik’in ilk aşkım diye diye peşinde dolanması ve bir türlü göremeyen soo yeon kısmı sinir bozucuydu. genel olarak ben izlerken eğlendim, karakterlerin sürekli bir şeyi kısa yoldan anlatıp kurtulmak varken uzatarak kendilerine acı çektirmeleri loopa sardı ama diziyi de komikleştiren buydu sanırım.


7/10



 

afterlife 2

ilk sezonundan kalan hikayeler burada da devam etti, kah güldük kah ağladık yeniden. dizinin durağanlığına ustalıkla serpiştirilmiş felsefik boyutları çok hoşuma gidiyor. kara mizahı yerinde kullanıyor ve tony’nin acısına ortak ederken hayata onunla yeni pencereden bakmamızı sağlıyor. umarım gelecek bölüm, ilişkisinde iyi bir noktaya gelir ve kendini daha çok toparlar.


8/10




gözlerinin ardında

türkiye listesinde ilk sıralarda görmem ve sürekli instagramda karşıma çıkması nedeniyle merak edip izlediğim bir diziydi. ilk üç bölümü durağan ve konuya adapte etmeye çalışır nitelikte olmasına rağmen bence gereksizdi. sonu, çoğu kişinin dediği gibi dumura uğratır cinsten, tahminlerinizi boşa çıkaran türde olduğundan gerçekten sevdim. dizi yerine film olsa, tadından yenmezdi. kitaptan uyarlama olduğunu gördüm ve yazarın bu kurguyu planlarken nasıl kafada olduğunu cidden merak ettim ahah


8/10




penthouse 2

*spoiler* tek kelimeyle KAOS! bu diziyi özetleyen kelime budur herhalde. bu sezon manyak başladı ve manyak devam ediyor. birinci sezondaki cinayetler aydınlatılmadan yenileri eklendi ve biz bir süre sonra e yeter artık dedik. ölenler dirilmeye başladı, seo jin hizmetçi oldu, na ae gyo diye bir kadın çıktı oraya ne olduğu belirsiz… valla öyle bir dizi ki, başladınız mı kopamıyorsunuz ama izlerken de hep suratınız ‘wtf?’ modunda oluyor.


8/10


 


a love so beautiful

penthouse’da güncele yetiştikten sonra içim entrikalarla doldu ve ben de bunu başta ön yargılı yaklaştığım a love so beautiful dizisini izleyerek yatıştırdım. ilk çıktığında başroldeki kızı hep yan rollerde izlediğim için pek ısınamamıştım ve çok klişe gelmişti ama bölümlerinin yirmi dakika olduğunu görünce başladım ve uzun bir süre çok eğlendim. playful kiss’i andıran platonik aşıklık, bu dizide erkek karakterin fazla gaddar olmamasıyla azaltılmıştı, daha çok lise arkadaşlarının arasındaki tatlı anlara odaklanmıştı. *spoiler* ama elbette her k-dramada olduğu gibi bunda da bir süre sonra fazlasıyla klişeleşme yaşandı, ayrılıklar vs. beklediğim şeydi ama gereksiz uzatıldı. o kadar yıl sen çocuğun peşinden koş dur, sonra bir anda ayrıl üç yıl görüşme… saçma olmuş bence. *spoiler sonu* neyse ki başroldeki çocuk ciddi durmaya çalışmasına rağmen çok şebekti de kurtardı diziyi. hatta son bölümün son kısmında gösterdikleri kamera arkası görüntüleri diziden daha da fazla sevmiş olabilirim. kim yohan kimdir ne değildir bilmiyorum ama sanırım bu ilk başrolüymüş. bence çoğu idol aktöre göre iyi iş çıkardı 😊 özellikle kamera arkasında dizide ciddi olmaya çalıştığı çoğu sahnede kahkaha attığını, arada repliklerini unuttuğunu fark ettik. gelecek vaat ediyor. diziyi önerir misin diye sorarsanız da çerezlik, hoş vakit geçirmelik olduğunu söyleyebilirim.


7/10

 



love alarm 2

tam bir hayal kırıklığı! yazacaklarım spoiler içerdiğinden izlemeyenlerin bu kısmı okumasını tavsiye etmem ama bu aynı zamanda neden izlememeniz gerektiğine dair bir bilgilendirme de olacağından karar sizin. ilk sezonu öyle saçma bir şekilde bitirdiler ki, iki yıldır bekleyen insanlar elbette sun oh ile olacağını sandı. ne olursa olsun, o ilk izlenim buydu çünkü. benim anladığım, senarist klişeleştirmemek için en saçma yolu seçti ve ikinci erkek sandığımız arka planda kalmış karakterle birleştirdi kızı. sıkıntılı olansa, jojo’nun sun oh’yu açıkça sevmeye devam etmesiydi. zaten ayrılmaları bile bir saçmaydı, çocuğun gitmesi vs. tam bir vakit kaybıydı ya keşke izlemeseydim. dizinin tek güzel yanı görüntü yönetmeninin başarısı olabilir. sahneler çok estetikti ve kalite akıyordu.


3/10




lovestruck in the city

yine farklı bir yöntem denemeye çalışan, ama sıkıcı akışından kurtaramadıkları bir diziydi. ji chang wook’u çok severim ancak adam askerden döndüğünden beri hiç iyi bir işte rol almadı. healer ve k2’daki chang wook nerede, aptal backstreet rookie ya da aynı tarz sıkıcı romantik komediler nerede. cidden hayal kırıklığı ama kendisi artık yorucu rol istemiyormuş, ne yapalım. diziye gelirsek, aslında ben erkek karakter için değil, tamamen kim ji won için izledim. çok yetenekli ve girdiği her rolün altından kalkan bir kadın, ki bu dizide de aynısı oldu. dizi boyunca sahil kasabasında tanışıp birlikte yaşayıp vakit geçirmelerine rağmen şehre döndüklerinde kadının kendisinden kaçmasını, ilişkilerini kesmesini ama adamın peşini bırakmamasını izliyoruz. yanda da diğer karakterlerin aşk hayatları var ama tabii arka plandalar. röportaj fikri hoş olmasına rağmen dizinin içine iyi yedirildiğini hissedemedim, kopuktu bence. onun dışında dizi otuzar dakikadan oluşan on yedi bölümlük bir yapım olsa bile cidden çok zor akıyor, sabır gerekli izlerken. love alarm’da olduğu gibi, bu dizide de özellikle sahilli kısımlardaki çekimleri çok beğendim. bunun dışında aklımda çok kalan bir özelliği yok maalesef.


6/10

 



mr. queen

baştan sona komedi unsurunu yitirmeyen nadir dizilerden oldu! bu tarz kaliteli yapımları izlemeyi ne kadar özlediğimi fark ettim. çapkın bir adamın, joseon dönemindeki kraliçenin bedenine girmesi zaten başlı başına komik, bir de öyle sahneleri oldu i cidden kahkahalar attırdı. keyfimi yerine getiren, entrikaları da dozunda olan, tarihi bir dizi olsa dahi sıkıcı olmayan, yan karakterleri güçlü bir diziydi. shin hye sun çok başarılı bir aktris ve bunu bir kez daha kanıtladı. bunun dışında, son günlerde tvn’in diziyi platformundan kaldırdığını öğrenince şok oldum. ne gibi bir tarih çarpıtması söz konusu bilemesem de, güzelim diziye yazık ediyorlar.


10/10

 



18 again

yorumlarına aldanıp izlemeye başladığım, ilk bölümleri gerçekten öyle olan ama ilerledikçe garip bir şekilde beni sıkan dizi? bilmiyorum, belki de bundan önce go back couple ve familiar wife gibi benzer konuları ele alan dizileri izlediğimden bunu yaşadım. bu dizi onlardan farklı olarak tamamen geçmişe gitmiyor ama karakteri gençleştirip günümüzde tutuyor. çocuklarıyla arkadaş olarak onların gerçek sorunlarını öğrenip, bir baba olarak ne kadar onlardan kendini soyutladığını, kendi sorunlarına odaklandığını göstermesi oldukça etkileyiciydi ama başroldeki kadını çok donuk bulduğumdan aşklarına eriyip bitemedim. artık böyle boşanma eşiğinde olup geriye dönmeli dizilerden de bıktım, bir daha çekilirse de izleyeceğimi sanmıyorum..


6/10

 

 

filmler





the usual suspects

plot twist türünü ortaya çıkaran film diye adlandırılıyor olağan şüpheliler. kült filmler daima listemde oluyor ama ben bir türlü oturup izleyemiyorum derken bir akşam kendimi toparlayıp izlemeye başladım. başlangıçta ayrı ayrı suçluların bir polis kontrolünde bir araya gelmesini, ardından çete oluşlarını izliyoruz ama film boyunca gizemli bir gemi saldırısı arka planda oluyor. dönemin polis teşkilatı, suç, suçlu tanıma gibi temalar üzerinden çok kaliteli bir şekilde işleyen bir film ve dikkatli izlemekte fayda var.


9/10




sevdiğim tüm erkeklere şimdi ve sonsuza dek

benim için maalesef zaman kaybı olan, tamamen boş bir film. sevenlerini üzmek istemem ama böyle bir konu bir buçuk saatlik film olur mu hiç? yarım bırakamama huyum nedeniyle devam ettim bu seriye ama bence ilk filmde iş bitmişti.


4/10



soul

benim için bu ayın en güzel hatırası bu film oldu. pixar ve disney işbirliğiyle yapılmış bu animasyonda hayata, yaşama dair çok ince ve güzel detaylar var. ‘amaç’ ve ‘yaşam pırıltısı’ gibi detaylarıyla süslenen bu hikayede, yer yer komik unsurlarla harmanlanmış harika bir yolculuk izliyoruz. baş karakterimizin hayatının en güzel günü diye tabir ettiği bir günde ölümle yüzleşmesiyle başlayan bu yolculukta, aslında en başta neden yaşadığını, onu hayata tutan şeylerin amaçları gerçekleştirmek mi yoksa o amaçlar doğrultusunda çevresinin bilincine vararak, doya doya nefes alması mı olduğunu anlatıyor. kesinlikle ama kesinlikle izlenmeli!


10/10


 

 belgesel

 



don't f**k with cats

yaklaşık bir hafta boyunca beni mental olarak yormuş, fazlasıyla etkilemiş bir belgesel oldu. konusunu bilmeme rağmen cesaret edip izleyemiyordum ve ne zaman ki bu cesareti kazandım, bu kirli geçmişin perde arkasını gördüm. internette ilgi çekme amaçlı kedileri acımasızca katlettiği videolar paylaşmasıyla internet kullanıcılarının öfkesini toplayan bir genç, sonradan bu ilgiyle gözü dönüp yaptığı kötülükleri katlıyor ve katladıkça onu takip eden ve yakalamaya çalışan bu casus gibi insanların oltasına takılıyor. aslında polisin başta pek umursamaması, bu insanların kendi başlarına onu takip etmesi vs. çok üzücüydü. fakat o kullanıcılardan birinin söylediğini de düşündüm bir an ve acaba o çocuk ilgi çekmek istiyordu ve bu kullanıcılar ona istediği ilgiyi verdiği için mi devam etti bunları yapmaya diye düşünmeye başladım. ama sonra anladım ki, eğer onlar tepki koymasalardı bu çocuk yine yapacağını yapardı. böyle bir şeyin gerçekten yaşanmış olması kanımı donduruyor ve bir insanın canice katledilip sosyal medyada bu videosunun uzun zaman dolaşmış olması da beni çok üzüyor. kim bilir ailesi neler hissetti oğullarının bir ilgi bağımlısının elinde böyle can vermesine? üstelik her şeyi sevdiği bir filmi kendi canlandırır gibi düzenlemesi de korkunçtu. önerebilir miyim bilmiyorum ama zihinsel olarak kendinize güveniyorsanız yapımın kaliteli olduğunu söyleyebilirim.


8/10