merhabalar dostlar, bu yazıda sizlerle cilt bakımı ve saç odaklı, daha çok doğal -ya da öyle olduğu iddia edilen- ürünler hakkındaki deneyimlerimi ve şu an onlar hakkında ne düşündüklerimi paylaşacağım. öncelikle yazıya başlamadan evvel sizlere cilt ve saç tipimi kısaca anlatmak istiyorum çünkü her ürün her cilt ve saç tipine aynı şekilde etki etmiyor. benim cildim kuru ancak t bölgesi olarak adlandırılan kısmım hafif yağlı ve sivilce çıkıyor arada. özellikle ben streslenince çok uğraştığım için saç diplerime yakın yerlerde küçük küçük sivilcenmeler yaşıyorum ama genel olarak yüzümde pek akne çıkmıyor. yüzüm hassas ve temizledikten sonra nemlendirmezsem anında (özellikle alın bölgem) acıyor ve kaşınıyor. saç tipime gelirsek, ben kendimi bildim bileli elektrikli ve kabarık. saç tellerim ince, saçlarım çok olmamasına rağmen kabardığı için gür gözüküyor ama boş hava yani :) curly girl metodunu denedim bir süre ama sinüzitim olduğu için saçımı kurulamadan durmak -özellikle kış aylarında, yazın daha rahatım- imkansıza yakın, çok baş ağrım oluyor. o yüzden maalesef bende pek işe yaramadı. 

bunları tanımladığıma göre cilt için ilk ürüne geçecek olursam, aslında size kendi yapmış olduğum, içerisinde çeşitli uçucu yağ ve e-vitamini, hindistan cevizi yağı vb. genel olarak 'yağ' temelli bir nemlendiriciden bahsetmek istiyorum. tarifin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz. ben elimdeki malzemelere göre nasıl yaptığıma geçecek olursam: 




tarifteki ölçülerden bir tık daha az ölçülerle hindistan cevizi yağı, zeytinyağı ve balmumunu benmari usulü erittim. elimdeki e-vitamini ampul olarak değil tek bir küçük şişe içerisindeydi, ondan da göz kararı ekledim ve lavanta yağını belirtilen ölçüde koydum (fakat kokusu hiç gelmiyordu ve ben biraz daha koydum ama fazla miktarı zararlı olabiliyormuş). son olarak bende vanilya aroması vardı ve kremi ikiye ayırdım, diğer kısmına vanilyadan döktüm birazcık. bence vanilyalı olan lavantaya yüz basardı koku olarak ama tabii hangi esansiyel yağı koyacağınız size kalmış. 

peki ya ben bu kremi beğendim mi? 

açıkçası bunu tam olarak 'beğendim' ya da 'beğenmedim' olarak sınıflandıramam çünkü görüşlerim epey değişti kullandıkça. en başta yağlı yapısı hoşuma gitmedi, sadece yatmadan önce sürüyordum ve sabah uyanınca yüzümde namesi kalmıyordu. bu açıdan bir eksi olarak görülebilir. sonradan alıştım ve nemlendirmesi hoşuma gitti. fakat yaklaşık altı ay sonra yanaklarımda siyah kıllar çıkmaya başladı (önceden hiç böyle bir şey başıma gelmemişti). sonradan araştırınca içeriğindeki yağların kılları beslediğini ve oluşumunu desteklediğini öğrendim ve artık yüzümde kullanmayı bıraktım. zaten aşırı yağlı olduğu için artık kullanmak istemiyordum da. krem aşırı bereketli ve yazın yapmış olmama rağmen hala biraz kaldı. ben de özellikle en çok kuruyan ayak topuklarıma yatmadan önce sürüyorum ve yumuşacık oluyor. eğer benim gibi aşırı kuru bir cildiniz varsa bu kreme şans verebilirsiniz, çünkü nemlendirmesi gerçekten başarılı. ama uzun kullanımda dikkatli olmak şart. 


fotoğraf orijinal sitesinden alıntıdır. siteye ulaşmak için tık


cildimi yıkamak için kullandığım iki ürün var aslında. biri yves rocher markasının ünlü sebo vegetal yüz yıkama jeli. içeriği konusunda çok temiz olduğunu söyleyemem, yoklukta gideri var ama tekrar alacağımı sanmıyorum. doğal bir ürün olarak, baboon natural markasının kombuchalı sabununu sabahları kullanıyorum. içeriği temiz ve doğal bir ürün ve cildi nemlendirme iddiası var. bu ne kadar başarılı tartışılır belki ama ben severek kullanıyorum ve diğer sabunlara oranla yüzümü kurutmadığı bir gerçek :) sivilce vs. de asla çıkarmadım bu sabundan dolayı. önerir misin peki saku, diye soracak olursanız ne istediğinize bağlı derim. eğer yüzünüzü sabunla yıkamaya alışıksanız ve sabunların doğal olarak bıraktığı o gerginlikten rahatsız olmuyorsanız kesinlikle tavsiye ederim, aksi takdirde bence daha farklı, içeriği temiz yüz yıkama jellerine de bakabilirsiniz.



tonik olarak, markası önemsiz kullandığım iki ürün var lavanta ve gül suları. gül suyunun sayısız faydaları var. cildin pH dengesini koruması, akneleri önlemesi, nemlendirmesi vs. sabahları yüzümü sabunla yıkadıktan sonra gül suyu sıkıp kurumasını bekledikten sonra, nemlendirip güneş kremi sürüyorum. benim için olmazsa olmaz bir ürün gül suyu. peki ya lavanta suyu? kendisi gül suyuna göre daha ağır yapıda ama faydaları gül suyuyla eş değer. nemlendiriyor, rahatlatıyor, yaşlanma karşıtı ve mis gibi kokuyor. kendisini uyumadan önce sıkıyorum ki kokusuyla da uykuma katkı sağlasın. içeriğinde beş yüz tane kimyasal içeren bütün toniklerden daha etkili bence bu iki doğal su :)



yüzümde dönemsel olarak, ya da bazen yediklerimden kaynaklanan sivilcelerim için ve cildimdeki herhangi yanık ya da olursa mantar için kullanabildiğim bir numaralı yağ, kesinlikle çay ağacı yağı. kendisiyle ilişkimiz daha yeni başladı sayılır ama şişe neredeyse bitti. sivilcelerim çıkınca direkt pamuğa birkaç damla damlatıp üzerlerine hafifçe bastırıyorum, ertesi güne yatıştıklarını, çoğunun geçtiğini görüyorum. mucizevi bir şey gerçekten. çoğu zaman baş belası olan mantar sorunları için de sulandırıp kullanılması öneriliyor. bu konuda ne kadar etkili henüz tam anlayamadım ama öyle bir iddiası da yok değil yani. 



aslında gördüğünüz üzere bunlar 'doğal' ürünler değil. fakat yukarıda da belirttiğim üzere kendi yaptığım nemlendiriciyi artık yüzümde kullanmıyorum. onun yerine simple'ın bu 50 mL 72 saat nemlendirme vaat eden ürününü kullanıyorum. ürün içeriğinde hiçbir yapay koku&renk, zararlı kimyasallar olmamasıyla öne çıksa da bence o vaat ettiği 'yetmiş iki saatlik nemlendirme' yalan. cildim zaten ürünü hemen emiyor, o yüzden yapışkanlık vs. hissetmiyorum ancak akşama cildim yeniden kuruyor bunu anlıyorum. o yüzden tavsiye eder miyim, hayır. peki buraya neden koydum, çünkü bu sadece ürün önerme değil aynı zamanda önermeme postu. yanındaki eleman da güney kore menşeili hbmic markasının yatıştırıcı serumu. içeriğinde öne çıkan, cadı fındığı ekstratı (anti-aging, izleri gidermeye yardımcı), yeşil çay ekstratı (lekelere ve güneşe karşı koruyucu) ve allantoin (tahrişi önleme, cildin nem tutmasını sağlamak), hassas ciltler için koruma vaat etmekte. ben aslında bu serumu ve yapısını çok beğendim. ancak cildimde birden sivilce çıkmaya başladı ve bunun nedeni serum mu anlamış değilim. aslında başta kullandığımda böyle olmamıştı o yüzden bundan kaynaklandığını da pek sanmıyorum. sabundan sonra cildimi yatıştırmak adına çok etkili bir ürün. 



geldik saç ürünlerine... ben baboon markasıyla aslında bu katı şampuanlar sayesinde tanıştım. aslıhan gürbüz'ün hikayesinde görüp markayı incelemiş, öyle güvenip almıştım. ilk kullandığım şampuan, 'zeytinlim' idi. adı gibi içeriğinde de zeytin yağı falan bulunan, içeriği gerçekten söyledikleri gibi temiz ve vegan bir üründü. ikinci kullandığım da resimde gördüğünüz kömürlü şampuan. ilki her saç tipine uygunken ikincisi biraz daha yağlı saçlara hitap ediyor. öncelikle biraz zeytinlim hakkında konuşmak istiyorum. ilk denememe göre normal şampuandan hiçbir farkı olmadığını gördüm. gerçekten saçlarım hemen uyum sağladı ve şampuan sabun gibi değildi asla, köpürüyor, yumuşatıyordu. saç dökülmem azaldı o dönem ama bence bu biraz da yaz mevsiminde kullanmamdan kaynaklıydı. o sıralar d vitamini açığım yoktu muhtemelen ve ondan saç dökülmem de azdı. her neyse, ben bu şampuanı aylarca kullandım. fiyatı, hammaddeler yurt dışından tedarik edildiği için biraz tuzlu ama aylarca kullanabilmiştim. muhafaza etmesi de kolaydı, kullandıktan sonra açıkta bırakıp kurutuyor, öyle kabına koyuyordum. fakat ne yazık ki aynı şeyleri kömürlü olan için söyleyemeyeceğim. aslında benim saçlarım yağlı değil ama ben genelde saçlarım tamamen yağlanınca yıkıyorum. o yüzden bu şampuanı da deneyebileceğimi düşündüm ama saçlarımı gerçekten kötüleştirdi. banyodan çıkınca taramak çok zorlaştı, kokusu bir süre sonra başımı ağrıtıyordu, saçlarım fazlaca döküldü. bunların bence diğer sebebi de bahsettiğim d vitamini seviyesi. korona yüzünden hala tahlil yaptıramadım ve neyim eksik onu da bilemiyorum, kafama göre kullanmak da istemiyorum. bu nedenle belki de şampuanla tetiklendi bu durum. özetle, hem fiyat açısından hem de kargo bekleme vs. derdi olmasından dolayı artık katı şampuan kullanmıyorum. aslında son olarak çıkardıkları sakura şampuanı çok merak ediyorum ama belki ileride tekrar şans veririm. şimdilik urban care serisinin silikon ve paraben içermeyen şampuanıyla kremini kullanıyorum ve gayet memnunum. 


yazının son kısmına gelmeden önce özetle demek istiyorum ki, ne olursa olsun saç ya da cilt ürünleri doğal olduğu kadar beslenmemiz, su alımımız, uykumuz, sporumuz da düzenli ve doğal olmalı. aksi takdirde, stres, düzensiz beslenme ve uykusuzluk gibi faktörler, dışarıdan ne yaparsak yapalım cildimizi iyileştirmez. ben sürekli yeni ve çevreye duyarlı, doğal ürünleri tercih etmeye çalışıyorum, hatta bazen kendim de yapmaya çalışıyorum. şu aralar dermokil'in kendin yap kil maskesini deniyor, farklı tariflerle uyguluyorum ama biliyorum ki onun da içeriği yüzde yüz doğal değil. ancak işin bir de 'her doğal ürün herkese aynı etkiyi vermez' kısmı var. sonuç olarak o dermatolojik ürünler test edilerek elimize ulaşıyor, bir şekilde içeriği cilde uygun. ancak biz her gördüğümüz 'doğal' adı altında ürünleri yaparak cildimize sürünce, bazen zarar bile verebiliyoruz. o yüzden etiket okumak alışkanlık olmalı, elimizden geldiğince hayvanlara zarar verilmeden üretilmiş, doğala en yakın ürünleri tercih etmeliyiz. bu hem cildimiz, hem de çevremiz için en doğru karar olur. 

sağlıkla ve güzellikle kalın. bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle!